17/11/2007 - BİR BABANIN YÜREĞİNDEN....!!!!

Sayın Başbakan, Birbirinden başarılı iki oğul babasısınız. Oğlunuz Burak
alnının teriyle genç yaşta gemi aldı. Diğer oğlunuz Bilal, Dünya Bankası'ndaki başarılarıyla stratejik ortağınız Amerikan başkanı Bush'un bile iltifatlarına mazhar oldu.. İkisi de pırlanta gibi, Allah bağışlasın. Demem o ki, bir evlat nasıl yetişir, bir baba evladına baktığında nasıl içi titrer, nasıl burnunun direği sızlayarak sever biliyorsunuz... Ama oğlu ertesi gün askerlik kurası çekecek bir baba o geceyi nasılgeçirir, Güneydoğu'yu çeken oğlunu otobüse nasıl bindirir, 15 ay boyunca geceyi gündüze nasıl ekler, saat başı haberlerini nasıl içi içini yiyerek seyreder, telefonda konuştuğunda "Operasyona gidiyoruz, hakkını helal et baba" diyenoğluna ne cevap verir, bilmiyorsunuz. Çünkü dediğim gibi oğullarınızdan biri armatör oldu. Güneydoğu'da denizyok, Atatürk Barajı da oğlunuzun gemisi için pek küçük kalır, yakışık almaz.YaniBurak güvende. Allah bağışlasın. E diğer oğlunuz Bilal de dediğim gibi Dünya bankası'ndaydı. Şimdi ise Dünya Bankası her nedense sözleşmesini yenilemediği için The BrookingInstitution'da. İşi düşünce üretmek olan bu kuruluş da geçenlerde Diyarbakır'ın belediye başkanı Sayın !!!! Osman Baydemir'i ağırlamıştı,hatırlatırım. Yani sözün kısası Bilal de Washington'da, güvende. Allah bağışlasın. O yüzden de "Artık şehit cenazeleri görmek istemiyoruz" diyen bir vatandaşa gönül rahatlığıyla "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir, canım kardeşim"diyebiliyorsunuz. Ben de artık şehit cenazeleri görmek istemeyenlerdenim, bu yüzden ben desizin "Canım kardeşim" diye hitap edebildiklerinizdenim. Can kardeşliğin verdiği samimiyet hissiyle, olanca içtenliğimle merak ediyorum. Sayın Başbakan, 5 ayda verilen 50 şehidin ardından, "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" dediğiniz için; şehitlere "kelle" dediğiniz için hiç mi utanmıyorsunuz? Bırakın politikaya devam etmeyi, meydanlarda büyük büyük laflar etmeyi; hala nasıl sokağa çıkabiliyorsunuz? Artık neredeyse her gün kalkan cenazelerde o kadar kişi tek bir ağızdan sizi ve bakanlarınızı yuhalarken ne hissediyorsunuz? Yani mesela, "Yan gelip değil, can verip yattılar" diye bağırırken binlerce kişi, "Yer yarılsa da içine girsem" diyebiliyor musunuz? Orada, şehitlerin cenazesinde, Ajan Smith gözlüklerinizle gizlerken yüzünüzü, neye daha çok üzülüyorsunuz? Şehitlere mi, düştüğünüz hale mi? İktidarınızın ilk günlerinde terör sıfırken dört buçuk yılın sonunda gelinen durum nedeniyle hiç mi suçluluk duymuyorsunuz? Şimdi sürekli "şehitlik üzerinden siyaset yapmayın" diyorsunuz ya meydanlarda. Peki, o zaman tam seçim arifesinde niye şehit aileleri ile gazilere TOKİ aracılığıyla kurasız ucuz konut veriyorsunuz? bu durumda asıl siz şehitler üzerinden siyaset yapmış olmuyor musunuz? Sayın Başbakan, bir baba olarak soruyorum size. Aynaya baktığınızda ne görüyorsunuz? Akşam yastığa başınızı koyduğunuzda uyuyabiliyor musunuz? Kelle deyip geçtiklerinizin ahından korkmuyor musunuz? O mağrur, çocuk bakışlı erler, onların babasız evlatları, anaların ağıtları, babaların "Vatan Sağ olsun" derken titreyen dudakları hiç mi rüyanıza girmiyor? Bir "canım kardeşiniz" olarak olanca samimiyetimle soruyorum. Bu kadar sevilmemek nasıl bir duygu Sayın Başbakan? Ha, bu arada. Bir oğlunuz, Bilal, hani stratejik ortağınız Bush'un iltifatlarına mazhar olan, askere gitmedi. Diğeri, Burak, hani alnının teriyle gemi alan ise çürük raporu almış. Askerlik yapmayacakmış. Ne diyeyim. Bilal de, Burak da pırlanta gibi çocuklar. Allah bağışlasın. Künyem gelsin benden sana hediye Şehidin ardından oku methiye Kuruşunda yetim hakkı var diye; Boş yere tek kurşun atmadım ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Dedeniz Maraş'da şehit olmuştu Babanı Antep'de kurşun bulmuştu Dün gece düşlerim nurla dolmuştu; Şeref bildim vatan satmadım ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Bayrak sevgisiyle dolu bedenim Yüreğimde; nefret, kin yoktur benim Mermi yedim anne; üşüyor tenim,.... Kimseye düşmanca bakmadım ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Düşman namert olmuş yiğitlik yoktur İtlere et veren; satılmış çoktur Hainler yol almış; karnı pek toktur. Vuruldum, vuruldum bitmedim ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN diyorum Öndekine dua gönderiyorum Aklaşsın kazanlar; ben geliyorum. Ecdadımı inkâr etmedim ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Öğretmen kabrime gelemiyormuş Gelenlerin sonu kötü olurmuş Efendiler öyle emir buyurmuş, Gelmeyeni ayrı tutmadım ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Şehide FATİHA okunmasın mı? Dua; oya oya dokunmasın mı Öğretmenim bana bakınmasın mı? Doğruya yalanı katmadım ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Emirle gelecek gelmesin bana Gözlerime bak sen; yeterim sana Timsah gözyaşlılar gitsin yoluna, Kimseyi aldatıp; ütmedim ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Ben musalladayım; gelen olursa Silmeyin bu taştan; kanım kurursa Birileri burda, nutuk okursa; Beyhuda lafları, yutmadım ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Yalanlarla tüysüz kazlar yolmadım Filan yere genel müdür olmadım Yirmibeş yaşında gemi almadım, Başımı eğip diz, çökmedim ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Aslım, neslim belli; künyem kitabe Deyin talkın veren; imam hatibe Kıblem seyyar değil; Kâbe'dir, Kâbe Patriğin elini öpmedim ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Kimselere kızıp bağırmadım ben İtleri yemeğe çağırmadım ben Haramla helâli yoğurmadım ben. Haram lokmaları tatmadım ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Mevsimlik müslüman olmadım ANAM Papazla kıbleyi bulmadım ANAM Soyuz asillerle kalmadım ANAM, Kurumlu bacada tütmedim ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Dinime; ılımlı, karlı dediler Gayri müslümlerle iftar yediler Mehmetler düştükçe; gülümsediler.. . Mazlumu korudum; itmedim ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE... Emir kullarına dokunmayınız Kimseden korkup; sakınmayınız Evlat verdik diye yakınmayınız, ŞEHİT OLDUM ŞEHİT; YİTMEDİM ANNE VALLAHİ YAN GELİP YATMADIM ANNE...
|